5. BÖLÜM

 

2.YOLCULUK

 

Bu bölümde Hz Zülkarneyn’in ikinci yolculuğunu yine Kehf suresinin ilgili ayetlerini inceleyerek açıklamaya gayret edeceğiz inşaAllah. Kehf suresinin 89 , 90 ve 91. ayetlerinde belirtilen yer ve oradaki kavim ,neresi ve kimler olabilir?

Hz Zülkarneyn birinci yolculuğunu ve oradaki görevini tamamladıktan sonra buradan başka bir yere gitmiş ve orada tebliğ görevini yerine getirmiştir. İlgili ayetlerde bildirildiği üzere Hz Zülkarneyn doğuya doğru bir rota izlediği anlaşılmaktadır ,diğer ayette ise iki ifade dikkat çekicidir.Bu ayetleri daha iyi inceleyebilmek için orijinal metindeki ifadelere bakalım.

 

Kehf 89.

Sümme etbea sebeba  

 

“Sonra bir sebebi daha izledi.” 

 

Kehf 90.

Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra  

 

“Nihayet, güneşin doğduğu yere varınca onu, güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu. 

 

‘’ . . matliaş şemsi . . ‘’  ayetteki bu  tabir doğu yönünü belirtmekle beraber sadece ‘’doğu’’ anlamında değildir.

Arapçada ‘’doğu’’    ‘’maşrık’’ kelimesinin karşılığıdır bu kelime Kur’an da tıpkı batı (magrib) kelimesi gibi 6 ayette geçmektedir. Bu ayetler şunlardır ; Bakara 115,142,177,258,Şuara 28, Müzzemmil 9. ayetlerdir .Bu ayetler deki anlam direk olarak doğu yönünü belirtmekteyken ‘’matliaş şemsi’’  ifadesi Güneş’in doğduğu yer anlamına gelmektedir ve Hz Zülkarneyn’in batıdan doğuya doğru olan ikinci yolculuğunun rotası üzerinde varacağı yeri belirtmektedir ki, bir defa daha tekrarlayacak olursak; birinci yolculuk noktasından istikamet yönü doğuya doğru ve güneşin doğduğu yere doğru olacaktır.

Güneşin doğduğu yerin neresi olduğunun izahını bilahare yapmaya gayret edeceğiz ama şimdi Kehf suresi 90. ayetteki diğer ifadeye bakalım.

 

 

. . . onu (Güneşi), güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.                KEHF 90 

 

 

Bu ayetin tarifini gözümüzde canlandırmaya çalışırsak ; güneşe karşı siper olmayan ,yani coğrafya olarak ormanların olmadığı  ve güneşin her türlü kavurucu etkisine açık hatta beklide medeniyet göstergesi yüksek binaların ve benzeri doğal ve insan eliyle yapılmış hemen hiçbir siperin bulunmadığı , kurak ve çorak bir bölge olarak algılamamız makul ve mantıklı olacak ayetin özüne muhalefet etmeyecektir inşaAllah. Bu tarif etmeye çalışılan coğrafyanın bir çöl olması da son derece akla yakın gelmektedir. Şimdiye kadar izah getirmeye çalıştığımız iki ifadeden 1. sinde anlatılan rotanın doğu yönünde olduğunu anlatmıştık ki burası Hz Zülkarneyn eğer ilk yolculuğunda Mayaların yanına gitmiş ise ki burası orta Amerikada  Yucatan yarımadası idi bu noktadan batıya doğru olmalıdır. 2. ifade ise burasının bir çöl olması ihtimalidir.

Şimdi konunun başında belirttiğimiz diğer bir ifade olan ‘’Güneş’in doğduğu yer’’ ifadesine izah getirmeye çalışacağız. Bildiğimiz gibi Güneş her ana dünyanın bir noktasında doğmakta ve bu ilahi düzen milyarlarca yıldır bu şekilde devam etmektedir , o halde güneşin sabit olarak doğduğu bir yer aramak boşuna ve mantıksız olacaktır,ancak beklide tüm dünyanın kabul ettiği bir temsili nokta olabilir.

 

Evet gerçektende böyle bir nokta vardır ki oda bir günün bitip diğerinin başladığının kabul edildiği ve 24 saatlik zaman diliminin biterek diğerinin başladığı ,bir anlamda güneşin batma eyleminin artık biterek doğma eğilimine yönlendiği 0 (Zero) meridyenidir.Bu meridyen Greenwich meridyeni olarakta bilinmektedir ve aynı zamanda dünya üzerindeki saat dilimi (Time zone)  bölgelerinin de başlangıcıdır. Bu meridyenin geçtiği bölgelere denk gelen ülkeler ve yerleşim bölgeleri de aynı saat dilimine dahil bölgeler ve ülkelerdir.

 

 

Şimdi bu üç izahı toparlayarak ayetlerde belirtilen koordinata bakalım.

 

1. ifade Yucatan yarım adsından doğu istikametine  

2. ifade bir çöl bölgesi    

3. ifade ise 0 ( zero ) meridyeninin kapsadığı saat dilimi bölgeleri.    

 

Bu koordinatlara harita üzerinde baktığımızda karşımıza enteresan bir sonuç çıkmaktadır.

 

 

Üzerinde saat dilimlerinin de belirtildiği bir haritaya baktığımızda ,Yucatan yarım adası üzerinden geçen 20. paralelin Greenwich meridyeni ile kesiştiği nokta Mali sınırları içerisindeki   Büyük Sahra çölünün güney kısımları ile çakışmaktadır.

Haritada 20. paralel ile Greenwich meridyeninin  kesişim noktasında yer alan Mali açık yeşil renkte gözükmekte ve 0 (Zero) saat diliminde başka bir deyişle günün başladığı kabul edilen saat dilimindedir,  oysaki aynı meridyende biraz yukarıdaki bölümde Cezayir bulunmakta fakat  buna rağmen  mavi renkte gözükmekte ve -1 olarak belirlenen saat dilimine dahildir.

 

 

Başka bir time zone (saat dilimi) haritasına daha bakalım.Bu haritada farklı bir grafik çalışması ile saat dilimlerini göstermektedir, burada da 0 dilimli kuşak ve bu kuşağın kapsadığı bölgeler açık mavi renkte gösterilmektedir.

 

 

 

Konuyu toparlayacak olursak ,Kehf suresi 89 ve 90. ayetlerde verilen tariflere ve yaptığımız izahlara göre 1.Yucatan yarım adasına göre doğuda ki aynı paralel üzerinde ve tam doğusunda 2.Güneşe maruz kalan çöl bölgesi ve 3. Yeni bir günün başladığı kabul edilen Greenwich meridyeni nin tam olarak çakıştıkları nokta batı Afrika ülkesi olan Mali ‘nin kuzeyidir.

 

Acaba burada yaşayan kavim yada bir başka deyişle Hz Zülkarney’nin vardığı ikinci durağında bulduğu halk kimler olabilir?

 

 

 

 AFRİKANIN GİZEMLİ KABİLESİ DOGONLAR

Evet tamda bu tarif edilen koordinatta geçmişleri M.Ö 3200 lere dayanan gizemli bir kabile yaşamaktadır , bu kabile DOGON lardır.

 

Acaba bu kabilenin ne gibi bir özelliği var ,gerçekten Zülkarneyn kıssasında bahsi geçen kavim DOGON kabilesi olabilirmi ve eğer öyle ise bu sonuç bizi nerelere götürecek , işte bu yönü ile bu konu incelemeye değerdir.Çünkü bu kabile son derece gizemli bir yapıdadır ve günümüzde hala bilim adamlarını meşgul eden çözülememiş sırlara sahiptirler .

Tabii ki en doğrusunu yüce Allah bilir.

 

 

. . . onu (Güneşi), güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.              KEHF 90

 

 

Aşağıdaki haritada 20. paralel ve 0 meridyeninin Sahra çölünde çakıştığı Dogon’ların

Yerleşim bölgesini gösteren bir MALİ haritası gözükmektedir.

 

 

Şimdi Dogon’ları  bu kadar gizemli yapan şey nedir onu öğrenelim.

 

DOGON’LARIN GİZEMİ

 

DOGON Gizemi UFO Bilimin bir parçasıdır ve Mali’de yaşayan Afrikalı Dogon kabilesinin sahip olduğu M.Ö. 3200 yılına kadar uzanan ileri astronomi bilgilerinin kaynağını araştırır. 

 

 Afrika kabilelerinin çoğunda olduğu gibi Dogonların geçmişi de oldukça karanlıktır. Dogonların şu anda yaşadıkları Bandiagara Platosu’na 13. ve 16. yüzyıllar arasında yerleştikleri tahmin edilmektedir. İnsanbilimcilerin çoğu sayıları iki milyona varan Dogonları “ilkel” olarak tanımlasalar da Dogonlar batı teknolojisine karşı olan ilgisizlikleri bir yana zengin ve bir o kadar da karmaşık bir dine ve yaşam felsefesine sahiptirler.

 

Dogonlar’ın ünü ortaya attıkları ilginç ve şaşırtıcı iddiadan ileri gelmektedir. Bu Batı Afrika kabilesi atalarının dünyadan 86 ışık yılı uzaklıktaki Sirius yıldız sisteminden gelen uzaylılar tarafından eğitildiklerine inanmaktadır. Bu kadar ilkel ve her şeyden uzak bir biçimde yaşadıkları halde gökbilim alanında olağanüstü ayrıntılı bilgiye sahip olmaları da bu iddialarını desteklemektedir.

 

1931 yılında Fransız insanbilimcileri Marcel Griaule ve Germaniae Dieterlen Dogonlar’ı geniş çapta incelemeye karar vermiş ve 21 yıl boyunca Dogonlar’la yaşamışlardır. Bu iki insanbilimcinin araştırmaları Dogonlar hakkında pek çok bilinmeyenin keşfine olanak sağlamıştır.

 

Dogon’ların Gizemi Neydi?

 

Orion yıldız kuşağının hemen yanında bulunan ve Köpek Yıldızı olarak da bilinen Sirius yıldızı ve onun çevresinde döndüğüne inanılan yıldız ve gezegenler Dogon mitolojisinin temelini oluşturmaktadır. Dogonlar Sirius yıldızının en parlak yıldız olduğunu Sirius’un yanında çıplak gözle görülmeyen küçük yoğun ve sönük bir yıldızın daha bulunduğunu ve bu yıldızın tam konumunu biliyorlardı. Potolo olarak adlandırdıkları bu yıldızın dünyada bilinen tüm maddelerden daha ağır bir maddeden oluştuğuna ve Sirius’un çevresini 50 yılda döndüğüne inanmaktaydılar. Oysa ki batılı gök bilimciler 19. yüzyılın ortalarına kadar Dogonlar’ın bahsettiği bu soluk yıldızın varlığından bile habersizdiler. 1862 yılında Amerikalı gök bilimci Alvan Graham Clark yeni bir teleskopu denerken bu yıldızı keşfetmiş ve Sirius B ismini vermiştir. Ayrıca 1920’lerde ortaya çıkmıştır ki Sirius B bir “cüce yıldız”dır. Cüce yıldızlar oldukça soluk ışıklı küçük fakat yoğun yıldızlardır. Sirius B gerçekte Dünyadan daha küçük olmasına rağmen tıpkı Dogonlar’ın belirttiği gibi o kadar yoğundur ki kendisinden alınan bir çay kaşığı dolusu madde 5 ton ağırlığında gelir. Daha da ilginci Dogonlar’ın bilgilerinin sadece bununla kalmayıp aynı zamanda modern dünyamızda ilk kez Galileo tarafından gözlemlenen Jüpiter’in dört uydusundan ve Satürn’ün yalnızca teleskopla görülebilen halkalarından da haberdar olmalarıdır. Dogonlar ayrıca sayısız yıldızın varlığına ve Dünyanın da içinde yer aldığı Samayolu’nun sarmal bir gücü olduğuna inanıyorlardı.

 

Dogonlar sahip oldukları bilgilerin çoğunu sembollerle anlatmışlardır ve bu sembollerinin temelinde Nommo'lar diye adlandırılan ve dünyayı uygarlaştırmak için uzaydan geldiğine inanılan hem karada hem de suda yaşayabilen varlıklardır. Dogon rahiplerine göre eski zamanlarda Sirius sistemindeki bir gezegenden dünyaya inen Nommolar sahip oldukları bilgileri o zamanki rahiplere öğretmiş onlar da bunları yeni kuşaklara anlatmışlardı. Nommolar dünyanın yaratıcıları olduğu kadar insanoğlunun ataları ve ruhsal ilkelerin koruyucuları “yağmuru yağdıran güçlerin ve suların mutlak sahipleri” idi.

 

Dogonlar üzerinde araştırma yapan Amerikalı bilim adamı Robert Temple bir Nommo uzay gemisinin gelişini ve dönerek yere inişini simgeleyen resimler bulmuştur. Geminin Dogon ülkesinin güneydoğusuna indiği söyleniyordu. Dogon rahipleri geminin inişini tanımlarken onun kuru toprağa indiğini ve oluşturduğu girdap dolayısıyla bol miktarda toz kaldırdığını anlatmaktadırlar. 

 

Dogonlar da Sirius’lu gezginlerin bir gün geri döneceğine inanmaktadırlar: “Göklerde bir yıldız belirecek ve bu Nommo’nun yeniden dirilişinin işareti olacak.” der bir yazıt . Dogonlar ve Sirius yıldızıyla aralarında kurdukları bağ biz UFO araştırmacılarının olduğu kadar yaratılış teorisyenlerinin astronomların ve bilim adamlarının da ilgisini çekmiş bu kabilenin kökenleri ve sahip oldukları derin astronomi bilgisine nasıl ulaştıkları hakkında pek çok araştırma yapılmıştır. Arkeolog-yazar Erich Von Daniken Dogon inançlarını kabullenmiş ve bu bilgileri geçmişte dünya dışı varlıkların dünyamızı ziyaret ettiğinin kesin bir kanıtı olarak yorumlamıştır. Gerçekten de “ilkel” Dogonlar’ın yüzyıllardır sahip olduğu bilgileri bilim henüz yeni yeni keşfetmektedir. Bunun son örneği Dogonlar’ın Sirius siteminde Emme Ya adını verdikleri ve Nommoların gezegeni olduğunu söyledikleri üçüncü bir yıldızın varlığından bahsetmeleridir. Bunun Popola (Sirius B ) 'dan dört kez daha hafif olduğunu yine Sirius B gibi 50 yıllık bir zamanda daha geniş bir yörünge çizdiğini ve her ikisinin çapları arasında bir dik açı oluştuğunu belirtiyorlar ve Emme Ya’nın bir de uydusu olduğunu söylüyorlar. Hakikaten de Dogonlar’ın Emme Ya’sı vardır ve o astronomlar tarafından ancak 1995 yılında keşfedilmiş olan Sirius C yıldızıdır! İşte bu Nommoların yaşadığı yıldızın keşfidir..

 

 KAYNAK: http://www.turkish-media.com/forum/topic/180861-dogon-kabilesi-bu-ilkel-kabile-sirius-nerden-biliyor/

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !