2. BÖLÜM

 

MAYALAR’DA  MATEMATİK , ASTRONOMİ VE MAYA TAKVİMİ

 

Orta-Amerika’nın diğer Kolomb öncesi halkları gibi, Mayalar da on tabanıyla değil yirmi tabanıyla, yani yirminin kuvvetleriyle sayıyorlardı. Bu sistemin taban değeri 5’ti. Klasik-öncesi Mayalar’da (ya da selefleri olan Olmekler’de) sıfır kavramının mevcut olduğu bilinmektedir. Yazıtlar, yüz milyonlu sayılarla hesaplar yaptıklarını ve belirttikleri tarihlerin çok eski zamanlara uzandığını ortaya koymaktadır. Son derece kesin astronomik gözlemlerde bulunmuşlar, Ay ve gezegenlerin hareketlerinin diyagramlarını yapmışlar, Güneş tutulmalarını önceden tahmin edebilmişlerdir. Diğer Orta Amerika uygarlıkları gibi, Avrupa’da kullanılan Jülyen takvimininkine kıyasla çok daha kesin bir "güneş yılı"na dayalı bir takvime sahiptiler.

Mayalar’ın zamana ilişkin çalışmalarında esas olarak iki takvimleri vardı: Tzolkin denen takvim dinsel nitelikliydi, bu takvime “kutsal yıllık”, “büyülü takvim”, “ayin takvimi” de denirdi. Haab denilen takvim ise güneş takvimiydi. Güneş yılını Mayalar 365,2420 olarak belirlemişlerdi; modern astronomiye göreyse güneş yılı tam olarak 365,2422 gündür. Yani dakika ve saniye gibi zaman ölçülerinden yoksun olduğu varsayılan Mayalar’ın hesabı ile modern astronominin hesabı arasındaki yıllık fark yalnızca 17 saniye idi. Dinsel takvim 260 (20x13), güneş takvimi ise 365 günden (kin) oluşuyordu. 365 günlük güneş yılını 20 günlük 18 ayın sonunda, eski Mısırlılar ve Yunanlılar’daki epagomenayı andırır tarzda, yaptıkları beş günlük ilaveyle elde ederlerdi ki, buna bu yüzden “muğlak yıl” da denir. Her iki takvim için 18.980 günlük bir periyot sonunda, yani 365 günlük 52 yıl veya 260 günlük 73 yıl sonra bir çakışma sözkonusuydu, bu periyot 52 “muğlak yıl” olarak belirtilir.

Maya astronomisi, ilginç biçimde, ancak bugünkü modern astronomi hesaplamalarıyla bilinen "Venüs yılı"nı (synodic period]) da daha o zamanda hassas bir biçimde saptayabilmişti. Mayalar’ın 584 gün olarak hesapladıkları Venüs yılı günümüzde 583.92 gün olarak saptanmıştır. Mayalar Venüs’e (Chak ek) bilinmeyen bir nedenle neredeyse Güneş’ten bile daha fazla önem vermişlerdir. Mayalar’ın "Venüs yılı periyodu" Dresden Elyazması’nda görülebilir.Kimileri Mayalar’ın Venüs’e verdikleri bu önemi, kadim zamanlarda bölgeye Venüs’ten gelmiş olabilecek ziyaretçilere bağlar.

Ayrıca, 65 “Venüs yılı” süren her dönemin sonunda, “güneş yılı”nın, “dinsel yıl”ın ve “Venüs yılı”nın başlangıcının 52 “muğlak yıl" süren yeni bir periyodun başlangıcıyla tam olarak çakıştığını gözlemlemişlerdir. Ancak dünyanın dolanım süresi aslında 365,2422 gün olduğundan, bu sistemde “muğlak yıl” sürekli olarak güneş yılından önde gitmekte, giderek aylar mevsimlerden uzak düşmektedir. İlginçtir ki, Mayalar’ın bu sorunu bir şekilde aştıkları, "tropikal yıl"ı bildikleri görülmektedir. Ayrıca Mayalar iki yeniay arasında geçen süreyi (kavuşum ayını) 29,53020 olarak hesaplamışlardır ki, bu süre günümüzde 29,53059 olarak saptanır.

Dünya insanlığının çok uzun zaman boyunca var olduğuna ve tufan benzeri birçok yıkım dönemi geçirmiş olduğuna inanan Mayalar, takvimlerinin yanı sıra, “uzun hesap” denilen oldukça uzun dönemleri içeren, şaşırtıcı bir zaman hesabı sistemi kullanmışlardır. Bu sistemin başlangıç noktası tam olarak M.Ö. 3113 yılının 12 Ağustos günüdür. S.G.Morley’e göre bu, “ilahların doğum tarihi” olarak görülen bir tarihti. Tarihler ile süreler, Ay, Güneş ya da Venüs yılıyla değil, tekrarlanan bu uzun dönemlerin katlarıyla ifade ediliyordu. Bu sistemde 7.200 güne 1 katun, 144.000 güne 1 baktun, 2.880.000 güne 1 pictundeniyordu. En uzun periyot olan alautun ise 23,040,000,000 günü (yaklaşık 63 milyon yıl) kapsamaktadır.

 

MAYA KEHANETLERİ

 

Büyük Çevrimin Zirvesi   Bugün Maya son zamanlarının doruğunda yaşıyoruz; bir galaksi günün ya da binlerce yıl süren bir periyodun sonlarını. 25,625 yıl süren bir galaksi günü, her biri 5125 yıl süren beş çevrime ayrılır. Maya Uzun Sayım takviminin Büyük Çevrimi M.S.2012 yılında sona ermektedir. Çevrim zamanı ve Dünya Çağı geçişlerine ilişkin Maya kavramlarını izlediğimizde, bunların birer son olmasının yanı sıra birer başlangıç olduğunu da görürüz. Aslında bunun, eski Mayalarca yeni bir Dünya Çağı’nın yaratılışına işaret ettiği kabul edilir. Beşinci ve son 5125 yıllık çevrimin neredeyse sonuna yaklaşıyoruz. 

2012 Maya Kehaneti: Galaksi Günümüze Giriş Çoğumuz Maya takviminden haberdarızdır ama çok az kişi onun ne anlama geldiğini ve nasıl çalıştığını gerçekten bilir. Evet; takvim 21 Aralık 2012’de sona eriyor, ama bu ne demek? Buna nasıl geliniyor? Takvimleri neye dayanıyor?

 

Güneş sistemimizin çevrimlerine ilişkin Mayaların çok kesin bir kavrayışları vardı. Bu çevrimlerin bizim spritüel ve kolektif bilinçlerimizle yakından bağlantılı olduğuna inanıyorlardı. Bunun en belirgin yanı da 2012 kehanetleri ile ilgili olanlardır. Aşağıdaki satırlarda onların 2012 geçişi ile ilgili kehanetlerinin ana ayrıntılarını ele alacağız. Astronomik bir bakış açısıyla geçiş nasıl gerçekleşecek? Bizim için ne anlama geliyor? Çevrimler ne zaman olacak? Önce temel kehanetlerle başlayacak, ardından da çevrimleri daha derinlemesine açıklamaya girişeceğiz. Mayalar, kendi kendimizi yok etme yolundan geri dönüp, onun yerine varolan her şeyle bütünleşmeye bilincimizi açmamız gerektiğini fark edebilmemiz için 1999 yılından itibaren 13 yılımız olduğu kehanetinde bulundular. Mayalar Güneşimizin, yani Kinich-Ahau’nun muhteşem merkezi galaksi ile çok yakından ilişkili olduğunu biliyorlardı; bu merkezi galaksiden bir “ışık parıltısı” aldığını da. Bu ışık kıvılcımı, bilginlerimizin “güneş patlaması” dediği, Güneşin eskisine oranla daha yoğun parlamasına, bunun yanı sıra da Güneşin manyetik alanında değişikliklere sebep olmaktadır. Mayaların söylediğine göre bu 5125 yılda bir gerçekleşiyor. Ayrıca bu, dünyanın yörüngesinde değişikliğe de yol açıyor. Bu hareket yüzünden büyük felaketler doğacak. Mayalar, galaksinin “soluması” gibi evrensel süreçlerin asla değişmeyen çevrimler olduğuna inanıyor. Değişen şey yalnızca oradan geçen insanoğlunun bilincidir. Daima daha mükemmele doğru bir süreç içinde. Mayalar, gözlemlerine dayanarak, uygarlıklarının başlangıç tarihinden itibaren, yani M.Ö. 3113 tarihine denk gelen 4 Ahau, 8 Cumku’dan itibaren bir çevrim 21 Aralık 20012’de tamamlanacaktır. Galaksinin merkezinden güçlü bir senkronize ışın alan Güneş eksenini değiştirecek, insanoğlunun Altın Çağ dediğimiz yeni bir döneme girmesine yol açacak olan büyük bir kozmik olay olacaktır bu. İşte bundan sonra Mayalar arkalarında açık bıraktıkları kapıdan girmeye, korkuya dayalı uygarlığımızı daha yüksek bir uyum içeren bir vibrasyona dönüştürmeye hazır olacağımızı söylüyorlar. Ancak bireysel çabalarımızla gezegenimizi büyük felakete giden yoldan çevirebilir ve Güneşin altıncı çevrimi dediğimiz yeni bir çağa sokabiliriz. Maya uygarlığı güneşin beşinci çevriminde idi. Onlardan önce, doğal felaketlerle yok edilmiş dört büyük uygarlık daha vardı. Onlar her bir çevrimin, insanlığın kolektif bilincine doğru giden yolda sadece bir aşama olduğuna inanıyorlardı. Mayaların son felaketinde uygarlık, geriye sadece çok az şey bırakan büyük bir sel ile yok oldu. Onların çevriminin sonunu bilen insanlığın gelecekteki yeni çevrime daha hazırlıklı olmaları gerektiğine inanıyorlar. Bu yüzden başat türleri; insan ırkını koruduklarını düşünüyorlar. Gelecekteki değişiklikler, tüm insanlığa büyük uyum ve merhameti gösterecek yeni bir uygarlık yaratmak için bilincimizin evrilmesinde bir kuantum sıçraması yaratacak.

 

İlk kehanetleri “Zamansızlık Zamanı” üzerine. Onların Katứn dedikleri 20 yıllık bir periyot. Güneşin 5125 yıllık çevriminin son yirmi yılı. Bu çevrim 1992 yılından 2012 yılına değin. Bunu daha sonra ayrıntılarıyla açıklayacağım. Bu zaman diliminde güneş rüzgârlarının çok yoğun olacağını ve güneş Üzerinde görülebileceğini tahmin ediyorlar. Bu aynı zamanda insanlık için büyük bir uyanış ve değişim zamanı olacak. Gezegenimizi koruyamamamız ve kirletmemiz de bu değişikliklere katkıda bulunacak. Mayalara göre bu değişiklikler, evrenin nasıl işlediğini insanlığın kavramasını sağlayacak. Böylece, yüzeysel materyalizmi geride bırakıp acılarımızdan sıyrılarak daha üst düzeylere evrileceğiz.

 

Katun’un başlamasından yedi yıl sonra, yani 1999’da, bizi kendi tavırlarımızla yüzleşmeye zorlayacak bir karanlık çağa gireceğimizi söylüyor Mayalara göre bu dönemde insanlık “Kutsal Aynalar Holüne” girecek. Kendimize şöyle bir bakıp kendimize, diğer insanlara, doğaya ve içinde yaşadığımız gezegenimize karşı davranışlarımızı çözümleyeceğiz. Bu, tüm insanlığın bireysel bilinçleri ile değişme ve ilişkilerimizdeki korkuyu ve saygısızlığı yok etme kararlarını vereceği zaman olacak. Mayalar bu dönemin başlangıcını 13 Ahau, 8 Cauac, yani 11 Ağustos 1999 tarihli güneş tutulması olarak tahmin ettiler. Bu, önceden eşi benzerine rastlanmamış bir gezegen dizilişi olan “Büyük Haç” dizilişine de uyuyordu. Böylelikle Katon döneminin son 13 yılına da girilecekti. Ruhsal yeniden doğuş anımızda ortaya çıkacak değişikliklerin farkına varmamız, uygarlığımız için son fırsattı. Mayalar için her şey sayılardan ibaretti. 13 kutsal sayının zamanı Ağustos 1999’da başlamıştır. Güneş tutulması ile birlikte doğa güçleri değişiklikleri hızlandıracak bir katalizör işlevi görecek, bu çekim gücü ile de insanoğlu onlar karşısında güçsüz kalacaktır. Ayrıca o çok güvendiğimiz teknolojilerimiz de bizi düşkırıklığına uğratacaktır. İçsel, ruhsal gelişimimiz daha çok saygı ve şefkatle birbirini karşılıklı olarak etkileyebileceği daha iyi bir yere gereksinim duyacaktır.

 

Mayalar, ilk kehanetlere Güneş üzerinde çalışarak eriştiler. Güneş sisteminin hareket ettiğini biliyorlardı. Evrenimizin bile kendi çevrimleri vardı. Gündüz ve gece gibi yinelenen periyotlarla başlayıp bitiyordu bu çevrimler. Bu keşifler onları güneş sistemimizin bir elips üzerinde hareket ettiği sonucuna götürdü. Yani güneş sistemimiz galaksiye bir yakınlaşıp bir uzaklaşıyordu. Bir başka deyişle, Mayalara göre Güneşimiz ve onun gezegenleri Hunab-Ku dedikleri galaksi merkezine, galaksinin merkezi ışığına göre çevrimler içerisinde deviniyordu. Bu elips üzerinde güneş sistemimizin bir turu 25,625 yıl sürüyordu. Bir tam çevrime bir galaksi günü adını verdiler. Çevrim gündüz ve gece gibi benzer iki yarıya ayrılıyordu. Merkezi ışığa daha yakın olan yarı, güneş sistemimizin “gündüz”ü, daha uzak olanı ise güneş sistemimizin “gece”si idi. Her gündüz ve gece 12,800 yıl sürüyordu. Diğer bir deyişle, bütün güneş sisteminin Güneşi merkezi galaksiydi.

 

Mayalar, her büyük çevrimin kendi içinde aynı karakteristik özellikleri taşıyan alt çevrimler barındırdığını da keşfettiler. 25,625 yıl süren bir galaksi günü, her biri 5125’er yıllık beş alt-çevrime ayrılmaktadır. İlk alt-çevrim galaksi sabahıdır. Güneş sistemimiz karanlıktan kurtulup ışığa kavuşmaktadır. İkinci alt-çevrim öğle vaktidir. Güneş sistemimizin merkezi ışığa en yakın olduğu dönemdir bu. Üçüncü alt-çevrim öğle sonrasıdır. Güneş sistemimiz artık güneşten uzaklaşmaya başlamıştır. Dördüncü alt-çevrim gecenin geç saatlerine denk düşer. Güneş sistemimiz merkezi ışıktan en uzak olduğu alt-çevrimdir bu. Beşinci ve son alt-çevrim ise gecenin son saatleri. Güneş sistemimiz son alt-çevriminde iken yeniden doğuş öncesi karanlığı yaşamaktadır. İşte bu son alt-çevrim artık sonuna gelmek üzere olduğumuz alt-çevrimdir.

 

 

Maya kehanetleri bize 1999 yılında güneş sistemimizin M.Ö. 3113 yılında başlamış olan beşinci alt-çevrimin sonuna geldiğimizi bildirir. 2012 yılında merkezi galaksi günümüzün doğuşunda bulacağız kendimizi. Bu alt-çevrimlerin başlarında ve sonlarında, yani her 5125 yılda bir, merkezi güneş, yani galaksi ışığı, tüm evreni aydınlığa boğacak kadar çok yoğun ve çok parlak bir ışın gönderir güneşimize. Tüm güneşler ve gezegenler işte bu ışık patlaması ile senkronize olurlar. Mayalar bu patlamayı evrenin 5125 yılda bir vuran kalp atışına benzetmektedirler. Bir çevrimin bitip yenisinin başlamasını bu kalp atışları simgeler. Her bir kalp atışı 20 yıl, yani bir Katun sürmektedir.

Bu yazı aşağıdaki linkteki makaleden alıntıdır

http://www.sahajayogaportal.org/UstMenu1/Astroloji/Mayalar.aspx

 

MAYALAR BÜTÜN BU BİLGİLERE NASIL SAHİP OLDULAR ?

Bu çok eski uygarlık bu kadar net matematik ve astronomi  bilgilerine nasıl sahip oldular,yada bu bilgileri acaba onlara öğreten birisi varmıydı ?

 

KUR’AN DA HZ ZÜLKARNEYN

Kehf suresi Hz Zülkarneyn hakkında pek çok önemli bilginin verildiği bir suredir,bununla beraber hadislerde Kehf suresine ve Mehdi ile Zülkarneyn arasındaki ilişkiye dikkat çekilmesi son derece önemli ve araştırılması gereken bir konudur.

 

  Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.

 

 Kıyamet Alametleri, s. 183/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar s. 32  /Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10

 

Kehf suresi Hz Zülkarneyn’in yaptığı o çağın şartlarına ve teknolojisine göre sıradışı üç yolculuktan bahsetmektedir.Hz Zülkarneyn bu yolculuklarında hangi kavimlerin yanına gitti ve o kavimlerle nasıl bir ilişki içerisine girmişti.Yanlarına gittiği her kavme hiç şüphesiz hakkı tebliğ etmiş olmasının yanı sıra Kehf suresindeki ayetlerden anlaşılacağı üzere her üç kavimle olan farklı ilişkilerinden bahsedilmektedir.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Bediüzzaman Said Nursi nin bildirdiği gibi Mehdi’nin üç büyük vazifesi olacaktır.

 

Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, Mehdİ Al-i Resul'ün temsİl ettiği kudsİ cemaatinin Şahs-I manevisinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer (insanlar) bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler (Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelenler) cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyyeden (Allah'ın rahmetinden) bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak. (Emirdağ Lahikası, sf. 259)

 

Bu bahsi geçen üç büyük vazifeyi yapacak Mehdi ile Kehf suresinda anlatılan Zülkarneyn’in yaptığı üç  büyük sefer  bulunmasıda son derece manidardır.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !